İnternette nasıl izleniyoruz?

Son günlerde web izleme konusuna takmış durumdayım. Çünkü bu konunun tahmin ettiğimizden çok daha önemli olduğunu düşünmeye ve görmeye başladım. Tamam, biliyoruz artık; yaşam biçimimiz değişti ve sürekli olarak da değişiyor. Değişim kaçınılmaz ama bu değişim kontrolümüzden çıkmak üzere. Bu nedenle üzerinde zaman harcamaya ve biraz kafa patlatmaya, neler olup bittiğini anlamaya ve anlatmaya çalışmakta büyük yarar var. Bu nedenle bu konu üzerinde biraz daha uğraşmak ve yazarak üzerime düşen sorumluluğumu yerine getirmek istiyorum. 

Web siteleri ziyaretçilerini izlemek için çok değişik teknolojiler ve yöntemler kullanırlar. Bunların en yaygını ise çerezlerin (cookies) kullanılmasıdır.  Bunu “Dikkat… İzleniyorsunuz!” başlıklı önceki yazımda açıklamaya çalışmıştım. Kısaca özetleyelim.

Çerezler basit metin dosyalarıdır ve web sitesini ziyaret eden kişinin cihazında saklanırlar. Bir kullanıcının tarayıcısında bulunabilecek iki tür çerez vardır: birinci taraf çerezleri (1TÇ) ve üçüncü taraf çerezleri (3TÇ). 

Birinci taraf çerezlerine (1TÇ) kaydedilen bilgiler, genellikle oturum açma ayrıntıları, kullanıcı tarafından sepete eklenen ürünleri veya dil tercihi gibi web oturumunun daha sonraki adımlarında hatırlanması istenen bilgilerdir.  Bu veriler genellikle ziyaretçinin kullanıcı deneyimini iyileştirmek amacıyla kullanılır. 

Üçüncü taraf çerezleri (3TÇ) kaydedilen bilgiler ise, daha çok kullanıcıya uygun reklamlar sunma, kullanıcının sepete eklediği ancak ödemeyi yapmayı unuttuğu ürünlerin reklamlarını gösterme gibi iyileştirilmiş bir reklam deneyimi sağlamayı amaçlar. 

İki çerez türü arasındaki temel fark, 1TÇ’lerin kullanıcının o anda ziyaret ettiği web sitesi tarafından oluşturulması, 3TÇ’lerin ise kullanıcının o anda ziyaret ettiği web siteleri dışındaki başka siteler tarafından oluşturulmasıdır.

Birinci Taraf Çerezleri (1TÇ): Örneğin, bir kullanıcı http://www.falanfilan.com adresini ziyaret eder ve http://www.falanfilan.com sitesi de bir çerez oluşturursa, buna birinci taraf çerezi adı verilir.

Üçüncü Taraf Çerezleri (3TÇ): örneğin bir kullanıcı www. falanfilan.com adresini ziyaret ederken Google’un bir servisi olan ad.doubleclick.net sitesi tarafından bir çerez oluşturulursa, buna da üçüncü taraf çerezi adı verilir. 

3TÇ çoğunlukla daha uygun reklam sunmak amacıyla, web sitesi yayıncısının birlikte çalıştığı reklamcı veya web analizi yapan web sitesinden gelir. Örneğin bu yazıyı okuduğunuz siteyi takip etmek üzere, ben de sitenin kodlarının içine hem Google Analytics ve hem de WordPress’in kodlarını ekledim. Bu sayede, ben de web sitemdeki yazıları kimler okumuş, hangi saatte okumuşlar, hangi ülke ve şehirden gelmişler, mobil cihaz mı yoksa masaüstü cihazla mı okumuşlar, okuyanların cinsiyetleri neymiş, yaşları kaçmış, her bir sayfada ne kadar kalmışlar, hangi siteden gelmişler, buradan nereye gitmişler gibi akıllara zarar bir sürü bilgi toplayabiliyor ve bu bilgilere göre sayfamın analizini yapıyorum.

Ziyaret edilen bir sayfadaki reklamlar bu tür reklamcı şirketlerce sayfaya eklenir. Bu reklamcıların amacı, doğru kullanıcıya doğru reklamı sunarak reklamın satınalmaya dönüştürülmesini sağlamaktır. 3TÇ, uygun reklam sunumunu sağlamak açısından çok önemlidir ve yaklaşık yirmi yıldır çevrimiçi reklam endüstrisinin bel kemiğini oluşturur. 3TÇ reklam sunmanın yanı sıra, bir siteye ve ziyaretçilere başka hizmetler sağlayan, örneğin sohbet robotları, e-posta tercihleri, sosyal medya hesapları aracılığıyla oturum açma ve benzeri gibi sitelerden de gelebilir.

Ancak Google 3TÇ’ye olan desteğini aşamalı olarak kaldıracağını duyurdu. Eğer bu destek şu an kaldırılırsa, Google Ad Manager‘in en iyi 500 web yayıncısı üzerinde yapılan hesaplamaya göre, yayıncıların ortalama %52, ortancada ise %62 oranında gelir kaybı yaşayacakları konusunda bir rapor yayınladı. Açıkçası, Google’un bu kadar büyük bir kaybı göze alabileceğini düşünmüyorum. Kesin başka bir platforma geçilecektir. Derken beklenen oldu ve Google internette kişisel mahremiyet konusu için “Privacy Sandbox” adını verdiği başka bir platformu/yöntemi geçenlerde duyurdu. Belki bu da bir başka yazımın konusu olacak.  

Sonuç olarak sevelim, sevmeyelim veya destekleyelim desteklemeyelim, bugün İnternet üzerindeki bedava kaynaklar bu reklam gelirleri sayesinde yaşam şansı bulmaktadır. Bu kadar büyük bir kayıp doğal olarak bir çok yayıncıda büyük kaygılar oluşturuyor. 

Böyle bir giriş ve hatırlatmayla birlikte bu çalışmanın ana konusuna gelelim. 

Çerez kullanmadan web siteleri ziyaretçilerini nasıl izliyor?

Çerez kullanmadan kullanıcıyı izlemenin de türlü yolları var. Ama biz burada en yaygın üç tanesini ele alacağız: 

Tarayıcı Parmak İzi

Tarayıcı Parmak İzi, bir kullanıcının profilini oluşturmak için kullanıcının cihazının veya tarayıcısının özelliklerini kullanan bir web sitesi izleme şekli veya yöntemidir.  Parmak izini belirlemek için, tarayıcının kullanıldığı cihazı modeli, markası, işletim sistemi, ekran çözünürlüğü, tarayıcı adı, sürüm numarası, dili, saat dilimi ve benzeri bilgileri kullanılır. Aslında, bu bilgilerin her birisi tek başına o kadar ayırt edici değildir. Ancak hepsi bir araya geldiğinde, kullanıcıların tarayıcılarını tanımlamak için inanılmaz derecede doğru bir kodlama sağlar.

Bir web sitesi sunucu tarafında, 3TÇ’leri kullanmadan, sizin ziyaret ettiğiniz tarayıcının parmak izlerini takip ederek, bu siteyi ne zaman ziyaret ettiğinizi, hangi sayfada ne kadar kaldığınızı, nereden geldiğinizi, nereye gittiğinizi kolaylıkla tanıyabilir.  Çünkü siz bir web sitesinin adresini tarayıcınızın adres kutusuna yazıp, gönderdiğinizde, giden istek mesajının içinde, sadece adres bilgisi gitmez. Adresle birlikte sizin tarayıcınıza ait bir sürü bilgi de karşı siteye gönderilir. Bu bilgilerin başlıacaları, kullandığınız cihazınızın markası, modeli, işletim sistemi, versiyonu, tarayıcınızın yazılımı, versiyonu gibi bilgilerdir. Karşı taraf, yani sizin bu istek mesajınızı alan site, gelen bu ilave bilgilerden kolaylıkla sizin tarayıcınızı ayırt edebilir. Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım. Sizi ben telefonla arıyorum ve adımı söylemeden nerede çalıştığımı, yaşımı, cinsiyetimi, boyumu, kilomu bildiriyorum. Bu bilgilerden sizi beni tespit edebilirsiniz. Benim kimliğimi tespit edemeyebilirsiniz, ama tekrar aradığımda “bu kişi, o kişidir” diye eşleştirme yapabilirsiniz. Yani tarayıcıların ilave bilgileri de tıpkı insanların parmak izleri gibi benzersizdir. Bu yolla bir web sitesi, 3TÇ dokunmadan, gelen isteklerden kullanıcılarını ayırt edebilir, belirleyebilir.  

Dünya üzerindeki tarayıcıların parmak izlerinin neredeyse hiçbirisi birbirinin aynı değildir. Tarayıcı parmak izinin sizi ne kadar iyi tanımlayabildiğini görmek istiyorsanız şu adresten tarayıcınızın tanımlanabilirliğini öğrenebilirsiniz.  

Web Göstergeçleri (Web Beacon)

Web Göstergeci, kullanıcının bir içerikle nasıl etkileşime girdiğini izlemek için bir web sitesine veya e-posta içine yerleştirilen küçük eklentilerdir. Bu göstergeçler genellikle bir web sayfasının veya e-postanın içine yerleştirilen 1×1 piksel büyüklüğünde şeffaf ve sahte bir resimdir. 

Tarayıcınız veya e-posta okuma programınız, içinde web göstergeci olan bir içerik ile karşılaştığında, bunun bir web göstergeci olduğunu anlayamaz ve bu 1×1 piksel boyutundaki sahte resmi, ekranda gösterebilmek için ilgili web sayfasından istekte bulunur. Bu web sayfası ise, sizi uzaktan takip etmek üzere hazırlanmıştır. Tarayıcınız veya e-posta programınız bu istekle birlikte, mesajının içinde IP adresi, istek saati ve tarayıcınızla ilgili diğer bilgileri de gönderir. Bu isteği alan site, bu web göstergecinin hangi sayfanın veya e-postanın içine gizlendiğini kendisi bildiği için, bu ilave bilgileri bu sayfa adına kendi veri tabanına kaydeder. Bu yolla, size gelen bir e-postayı ne zaman, nerede, hangi bilgisayarda, kaç defa açtığınız gibi ayrıntıları ile uzaktan öğrenmiş ve raporlamış olur. 

Web göstergeçleri ve 3TÇ amaçları aynıdır: hedeflenen pazarlama için kullanıcılarla ilgili bilgi edinmek. Kişinin bilgisi dahilinde olmadığı ve önceden haber verilmeden kullanıldığı için yasal değildir. 

Ultrasonik Göstergeçler (Ultrasonic Beacon, uBeacon)

Ultrasonik göstergeçler, diğer yöntemlerden farklı olarak, insanları sadece web sayfalarını ziyaret ederken değil aynı zamanda fiziksel ortamlarında da takip etmek için kullanılan, “şeytani” bir yöntemdir. Bu yöntem, genel olarak insan kulağının duyamayacağı frekanslardaki ses sinyallerinin mobil cihazlarımızın mikrofonları aracılığı ile dinlenmesiyle yapılır. Bu izleme yöntemi, kişilere hedefli reklamlar sunmak için, farklı cihazlar hakkında tekil kullanıcılar hakkında bilgi toplamak için veya kişilerin fiziksel konumunuzu keşfetmek gibi çeşitli amaçlarla da kullanılabilir.

Aslında Ultrasonik göstergeçler, kişi veya hareketli bazı makine ve cihazların büyük bir bina içerisindeki yerlerini takip etmek için kullanılırlar. Örneğin, mobil bir röntgen cihazının hastane içerisinde nerede olduğunun takip edilmesi gibi.  Ancak bu tür bir izleme uygulaması bizim bu yazımızın konusu dışındadır.   

Bu teknoloji ile kişiler fiziksel mekanlarında izlendiği için, örneğin kişilere bir markette gerçek zamanlı tanıtım veya bilgilendirmeler sunulabilir. Ancak doğal olarak mahremiyet açısından çok olumsuz yönleri de vardır. Cihazınızın mikrofonuna erişen uygulamalar, özellikle de bunu açıkça izin almadan yaptıkları için, bariz gizlilik endişeleri yaratır ve kişisel mahremiyet konusunda sorunlar yaratma potansiyeli oldukça yüksektir. Güvenlik endişeleri yanında bu teknoloji, cihazlarımızı bilgisayar korsanlığına karşı yeni girişimlere açık ve savunmasız hale getirebilir.  

İnsan kulağı genel olarak 20Hz ile 20kHz aralığındaki sesleri duyabilir. Hatta 35-40 yaşından sonra birçok insan 18 kHz üzerindeki sesleri duyamamaya başlar. Ultrasonik ses sinyalleri ise insan kulağı tarafından duyulamayacak kadar yüksek (genellikle 18-20 kHz’nin üzerinde) frekansa sahip sinyallerdir. Bu sesleri insanlar duyamazlar ama köpekler duyabilir.  Ayrıca akıllı telefonlarımızın mikrofonları da bu frekansları yakalayabilir. 

Son birkaç yılda, mobil telefon üreticiler bu seslerin mobil cihaz takibinde kullanımlarını çok sevdiler ve etkin olarak kullanmaya başladılar. Ses sinyallerini üretmek ve ortamda iletmek görece olarak kolaydır.  Örneğin özel kodlamalarla ses sinyalin içerisine özel veriler kodlayabilir ve hoparlör aracılığı ile bu ses sinyallerini ortamda kolaylıkla yayınlayabiliriz. Bu özel sinyalleri, TV’deki bir sesin içerisine veya web reklamında kullanılan bir müziğin içerisine kolaylıkla yerleştirilebilir. Bu sesleri insanlar duyamadığı için mağazalarda ve asansörlerde duyduğunuz müziğe bile eklenebilir veya herhangi bir örtü veya gizleme sesine ihtiyaç duymadan açıkça ortamda yayınlanabilirler. Ama cebimizdeki cep telefonu bizim bu duymadığımız sesleri takip ederek, bizim fiziksel lokasyonumuzu ayrıntılı bir şekilde üçüncü taraflara, biz istemeden, paylaşıyor olabilir. 

Günümüzde mobil uygulamalar giderek daha fazla ve karmaşık amaçlar için ultrason göstergeçleri kullanıyorlar.  Ultrasonik göstergeçlerle yapılan izleme faaliyeti başlıca üç şekilde karşımıza çıkıyor olabilir.

İlk uygulama medya takibidir. Basitçe anlatmak gerekirse düzenek şu şekilde çalışıyor: Yakınında bulunduğunuz bir TV seti, ultrasonik göstergeçler yayınlıyor. Sizin cep telefonunuz da bu göstergeci aldığında, ilgili reklamcıya sizin bu programı izlediğiniz konusunda mesaj gönderebilir. Bu yolla, hem hangi programın kim tarafından izlendiği bilgisi toplanıyor hem de size yeni reklam ve izleme önerileri yapabilmek için gerekli malzeme toplanmış oluyor. 

Ultrasonic göstergeçlerle medya takibi


Ultrasonik göstergeçlerin, bir başka yaygın uygulaması ise alışveriş merkezlerindeki  kullanımıdır.  Bunun için mağazalar dükkanlarının girişlerinde ultrasonik göstergeçler yayınlarlar. İçeri girdiğinizde cep telefonunuz bu sinyallerle etkileşime girerek, mağaza ile ilgili olarak anlık fırsatları mesaj olarak size iletebilir. Buna yakınlaşık pazarlama (İng., proximity marketing) adı veriliyor ve blueTooth, WI-FI veya GSM üzerinde de yapılabiliyor. Ancak bu tür uygulamalara yasal olup olmadığı konusunda çokça tartışma sürüyor. Ancak, kişlerin ultrasonik göstergeçlerle fiziksel dünyadaki izlemelerinin sonuçları çevrimiçi ortamlarda hedefli reklama konu olabilir. Örneğin, eğer girişinde bir ultrasonik göstergeç yayıcısı olan bir ünlü spor ayakkabısı markasının mağazasına gittiyseniz, bu özel spor ayakkabı markası sizin ürünlerine ilgi duyabileceğiniz reklamcının veri tabanına kaydediliyor. Bu bilginin daha sonra siz bilgisayarınızda internet gezintileri yaparken ilgili markanın reklamlarını göstermek için kullanılacağından hiç endişeniz olmasın.  

Ultrasonic göstergeçlerle lokasyon takibi

Çoklu cihaz takibi veya cihaz eşleştirme konusu da reklamcılar için çok önemlidir. Yazının başında anlattığım tarayıcı parmak izi yöntemi ile bir web ziyaretiniz sırasında reklamcı sizin tarayıcınızın kimliğini muhtemelen biliyor. Ama o tarayıcıyı kullanan kişiyi, sizin adınız ve soyadınızla kim olduğunuzu bilmiyor veya eşleştirilmemiş olabilir. Bu nedenle, Ultrasonik göstergeçler, cihazlar arasında, örneğin bir telefon ile bir tablet arasında bağlantılar oluşturulmasında sıklıkla kullanılabilir. Eğer telefon kullanıcısını biliyorsam, tableti de kullanan aynı kişi olabilir diye akıl yürüterek, ilgili tableti sizin kimliğinizle kayıtlarıma ekleyebilirim.

Ultrasonik göstergelerle çoklu cihaz takibi

Cihazınızın sizi, sizin duyamadığınız sesleri kullanarak izleme konsepti, en hafif tabirle, oldukça sinir bozucu olabilir. Telefonunuzun Ultrasonik göstergeçleri algılamak için mobil uygulamaların ses kaydetmesi gerekir. Bu nedenle, diğer seslerin (örneğin duyulabilir spektrumdaki konuşmalar) da kaydedilmesi gerekecektir. Uygulamalar bu frekansları filtreleyebilirler ama mobil cihazların ortam dinlemesi yaptığını düşününce insanın keyfi kaçıyor. 

Neyse ki, mobil uygulamalar cihazınızın mikrofonuna erişim için açık izninizi istiyor. Bu izinler genellikle uygulamayı ilk yüklediğinizde isteniyor. Ne var ki, birçoğumuz uygulamalara çok güveniyor ve ardını arkasını kontrol etmeden, gereken izinleri verip geçiyoruz. Cihazlarınızın mikrofonuna verdiğiniz yetkinin nelere sebep olabileceğini lütfen aklınızdan çıkartmayın. 

Siz siz olun, mobil uygulamalara gerekli izinleri verirken iki defa düşünün.  
Unutmayın sürekli olarak izleniyoruz !! 

İnternette nasıl izleniyoruz?” için 5 yorum

Kendininkini ekle

ziznase için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: